Kırk yıllık tecrübe, yeni nesil teknoloji…

Mega Basım’ın Avcılar’daki üretim merkezinyde son yatırımı olan Komori GL540A+C Advance EX ofset baskı makinesi Haziran ayı başında üretime girdi.

Kondu Grup, Komori yatırımlarıyla ihracatta hız kesmiyor.

Mega Basım’ın Avcılar’daki üretim merkezinyde son yatırımı olan Komori GL540A+C Advance EX ofset baskı makinesi Haziran ayı başında üretime girdi.

Haziran ayının son günlerinde, Aras Makina Genel Müdürü Hamdi Kaymak ve Ürün Pazarlama Müdürü Burhan Kuturman ile birlikte Mega Basım’ın Avcılar’daki merkezine konuk olduk. Kondu Grup Yönetim Kurulu Başkanı ve Mega Basım’ın kurucusu Hasan Kondu ile Mali ve İdari İşler Müdürü Adem Tekşen bizi büyük bir samimiyetle karşıladı. Sohbet ilerledikçe fark ettik ki karşımızda sadece bir yatırım hikâyesi değil, kırk yıllık emeğin bugün nasıl bir teknoloji ve ihracat vizyonuna dönüştüğünün de hikâyesi vardı. İşte o sohbetten satırlar.

  • Yeni makine bir kapasite artışı mı, yenileme mi?

H. Kondu: Aslında ikisi birden diyebilirim. Kapasiteye elbette ihtiyacımız var ama bu meslekte eski teknolojiyle de kalınmıyor. Bunu biz çok yaşadık: entertiplerden rotatiflere, oradan ofsete geçtik; bilgisayardan filme, ardından bilgisayardan kalıba teknolojisine geçtik. Bir zamanlar altı montaj masasında altı montajcı çalışırdı, makine parkımız bugünkünün üçte biri kadardı. Bazen geriye dönüp “biz bu işi nasıl yapıyormuşuz” diye gülümsüyorum.

Yeni makineyle birkaç gün çalıştıktan sonra ustabaşımız, bize göre hâlâ gayet iyi olan eski makinemiz için “biz ne ile çalışıyormuşuz” dedi, hoşuma gitti. İşe göre değişmekle birlikte, önceden dört günde bitirdiğimiz bir iş şimdi iki buçuk günde tamamlanıyor. Makineye alıştıkça bu verimliliğin daha da artacağına inanıyorum. Otomasyon tarafında ise zaten makine üzerinde mümkün olabilecek otomasyonun neredeyse tamamına sahibiz.

H. Kaymak: Belki biraz daha da hızlandırabiliriz; örneğin otomatik kalıp değişimini 3,5 dakikadan 1 dakikaya indirebiliriz. Malzeme kalitesi, iş planlaması ve usta yetkinliği de bu verimi büyütecek başlıklar. İklimlendirmeyle birlikte çalışma ortamının da ne kadar iyileştiğini yerinde gördük.

  • Baskı sonrası hatlarınız bu artan kapasiteyi karşılayabilecek mi?

H. Kondu: İki Amerikan cilt hattımız ve sert kapak hattımız bu kapasiteyi rahatlıkla karşılıyor. Ekonomi elverirse bu yatırım, diğer eski makinelerimizi – sekiz rengi, belki dört rengi – yenilemek için de bizi cesaretlendirecek gibi görünüyor. Ama şunu da söylemeliyim: makine almak tek başına yetmiyor. Devreye almadan önce iki mühendisimizi makineyi öğrenmeye yönlendirdik ki ustalarımızı güçlendirelim ve her sıkıştığımızda Aras Makina’yı aramak zorunda kalmayalım.

  • Mega Basım’ın ürün yelpazesinden ve ihracat performansından bahseder misiniz?

A. Tekşen: Her iki firmamızda da baştan beri hedefimiz ihracat oldu, bu bizim için hep bir önceliktir. Mega Basım’da ajanda, defter, ticari baskı ürünlerinin yanı sıra ders kitapları, sanat ve prestij kitapları, boardbook (karton çocuk kitapları), sert kapaklı kitaplar ve tıpkı basımlar dâhil geniş bir ürün gamında üretim yapıyoruz. İki renkten sekiz renge kadar baskı makinelerimiz, iki yumuşak kapak cilt hattımız ve sert kapak hattımızla bu çeşitliliği rahatlıkla besliyoruz.

Bugün itibarıyla üretimimizin yaklaşık %75’ini ihraç ediyoruz. Doğrusu Euro bölgesinde çalışmadığımız ülke neredeyse yok denecek kadar az: İtalya, Bulgaristan, Yunanistan, Almanya’nın yanı sıra Fransa’da büyük yayınevleriyle, İngiltere’de de geniş bir müşteri portföyüyle çalışıyoruz. Orta Asya’da Tacikistan, Kazakistan, Özbekistan, Azerbaycan ve Gürcistan bizim için özellikle değerli pazarlar; ABD’de de müşteri tabanımızı adım adım genişletiyoruz. Rusya’ya ihracatımız savaşla birlikte bir miktar yavaşlasa da devam ediyor. Kur baskısı bugün ihracatçının pek lehine olmasa da biz yine de ihracatçı kimliğimizden vazgeçmek istemiyoruz; sadece iç pazara bağlı kalmak bize hiç avantajlı gelmiyor.

  • Kimsenin yapamayacağı, sanatın işin içine girdiği üretimlerden bahsettiniz. Bunu biraz açar mısınız?

A. Tekşen: “İnce Sanat Evi” adını verdiğimiz sevdiğimiz bir birimimiz var; burada başka matbaaların üretemeyeceği, sanatsal değeri yüksek işler yapıyoruz. Hem makine hem üretim yöntemi anlamında sürekli bir yenilik arayışı içindeyiz. Mesela Türkiye’de pek yaygın olmayan bir kenar boyama makinesini yurt dışından getirdik, kendi önerilerimizle fonksiyonlarını geliştirdik ve üretici firmaya uygulattık; ortaya bambaşka bir ürün çıktı, bundan gerçekten keyif aldık. Özel çocuk kitapları için de isteklerimize göre özel makine grupları ürettirdik.

Biz kendimizi sadece bir matbaa değil, aynı zamanda bir teknoloji firması olarak görüyoruz. Mega Basım 90’ların başında kuruldu, kırk yılı doldurmak üzere; kurucumuzun tecrübesi bundan da eskiye dayanıyor. Türkiye’de olduğu kadar Türki Cumhuriyetler’de de tanınan, güvenilen bir markayız, bununla gurur duyuyoruz.

  • Graftek yatırımından biraz bahsedebilir misiniz?

A. Tekşen: Graftek, kurulalı dört yıl olan ve Kondu Grup’un ambalaj alanındaki yüksek katma değerli atılımı diyebilirim. Pandemi döneminde dijitalleşmenin de etkisiyle, ticari matbaacılığın yanına yeni bir fonksiyon eklemek istedik ve 100 kişilik yepyeni bir tesis kurduk. Burada iki ayrı üretim hattımız var: Biri kâğıt-karton çanta, tepsi altlığı, kese kâğıdı gibi ürünlere yönelik; bu hatla Türkiye’nin bilinen markalarına milyonlarca adet çanta üretiyoruz. Fast-food, tekstil ve eczacılık gibi farklı müşteri gruplarının ihtiyaçlarına göre çeşitlenen bir ürün gamımız var. Kutu katında ise, kâğıt ve PP üstüne hem konvansiyonel hem de UV baskılı kutular üretilmekte. Ağırlıklı olarak kozmetik, fast food ve gıda firmalarına karton kutu imalatı yapılmakta.

Ambalaj bizim için tamamen yeni bir alandı ama dört yılda kendimizi sürekli geliştirerek ciddi mesafe kat ettiğimizi görmek bizi mutlu ediyor; 12 bin metre karelik kapalı alanda adım adım, sindirerek, öğrenerek büyümeyi tercih ettik. Gıda ile temas eden ambalaj üretimi ofset matbaacılığa göre çok daha sıkı denetleniyor; bu süreçte Sedex ve BRC sertifikalarını almayı başardık. Bugün başta Fransa olmak üzere %15 civarında ihracatımız var; Mega Print markamızın Avrupa’daki bilinirliği, Graftek’in Mega Print Pack markasını da tanıdık kılıyor, bu da işimizi kolaylaştırıyor.

Graftek’te sıradan ambalaj değil, Türkiye’nin önde gelen markalarının kullanabileceği nitelikli çantalar ve kutular üretiyoruz. Ticari baskıda bugünkü noktaya kırk yılda geldik; ambalajda henüz dördüncü yılımızdayız ve çok daha iyisini yapacağımıza gönülden inanıyoruz.

  • Komori tercihinizde ve teknoloji seçiminizde neler belirleyici oldu?

A. Tekşen: Yönetim kurulumuzdan başlayarak araştırmacı bir yapımız var, bazen yıllar süren incelemelerin sonunda karar veriyoruz. Komori kararı da böyle, sabırla oldu. Aras Makina ile aramızdaki iş birliği, ihtiyaç duyduğumuz her an yanımızda destek bulabilmemizi sağlıyor; bu vesileyle sektörün duayenlerinden, birçok matbaanın markalaşmasında emeği geçen rahmetli Turan Bey’i de sevgiyle anmak isterim.

15 yıldır bu firmadayım ve baskı makinelerimizin %50-70’i dönem dönem Komori’den oluşuyor. Ambalajda ilk makinemiz de bir Komori 740’tı, hâlâ severek kullanıyoruz; 540 ve 840 modellerimiz de var, bazılarını yenileriyle değiştirdik. Makine parkımızda bugün Komori 840, 740, iki adet 540, 528 ve 440 modelleri bulunuyor; baskı sonrasında MBO kırım makineleri ve Wohlenberg Amerikan cilt hatlarıyla çalışıyoruz. Aras Grup’la yıllara dayanan bir servis anlaşmamız var ve doğrusu onlardan destek almadığımız bir dönem hatırlamıyorum.

Komori ile uzun soluklu bu iş birliğinin süreceğine yürekten inanıyorum; yapay zekâ döneminde teknolojiye yeni ufuklar kazandıracak firmaların başında da yine Komori’nin olacağını düşünüyorum.

  • Tesisinizde otomasyon hangi seviyede?

A. Tekşen: Makinelerimizden verileri otomatik topluyor, değerlendiriyor, analiz ediyoruz; bunun ne kadar faydalı olduğunu kendi gözlerimizle gördük. ERP kullanıyoruz ve gelecekte birbiriyle veri paylaşan makinelerin işletmelerin hayatını çok kolaylaştıracağına, bunun da yapay zekâ ile mümkün olacağına inanıyorum.

H. Kaymak: Mega Basım’a kurulan makinemizde otomatik kalıp değişiminden “Air Preset” otomatik hava ayarına, “Self Learning” ile mürekkep tüketiminin yapay zekâ destekli hesaplanmasına, spektrofotometreli kamera sistemiyle kalite kontrole kadar bu teknolojide olması gereken her özellik mevcut. Yıl sonunda Graftek’e gelecek altı renkli modelde de aynı otomasyon seviyesini göreceğiz. Komori’nin G serisi, 0,06-1 mm arası kalınlıklarda kâğıt, karton ve fleksibl malzemelere ayar değiştirmeden baskı yapabiliyor, bu da bize gerçekten esneklik kazandırıyor.

  • İhracat müşterileriniz sertifikasyon konusunda sizi zorluyor mu, bu süreç size nasıl bir katkı sağlıyor?

A. Tekşen: İhracat müşterileri standartlarımızı sürekli yukarı çekiyor ve biz bunu hiçbir zaman bir yük olarak görmedik, tam tersine bir kazanım olarak görüyoruz. İnsana ve sosyal yaşama verdikleri değer gerçekten çok yüksek: Çalışma saatlerine, iş sağlığı ve güvenliğine, çevreye verdiğimiz zarara kadar her şeyi titizlikle denetliyorlar. Bu denetimler bizi hem çevre hem insan dostu bir firma hâline getiriyor; aynı zamanda insan, süreç ve ürün kalitemizi sürekli yükselterek katma değerli üretim yapmamızı ve sürdürülebilirliğimizi güvence altına alıyor.

  • Şirket içi eğitim ve insan kaynağı konusuna nasıl yaklaşıyorsunuz?

A. Tekşen: Kondu Grup olarak eğitime gerçekten yürekten önem veriyoruz. Yedi-sekiz yıl önce kurduğumuz Mega Akademi’de, üniversite ve meslek lisesi hocalarımızın desteğiyle kendi elemanımızı yetiştiriyoruz. Matbaacılıkta ve ambalajda usta, insan kaynağı sıkıntısı ciddi bir gerçek; biz de buna karşı yüzlerce mühendisi burada eğittik. Aramızda kalanlar bize hizmet ediyor, ayrılanları da sektöre kazandırdığımız birer mezun olarak seviyoruz. Mühendislerin yanı sıra satın alma, satış ve insan kaynakları alanlarında da genç arkadaşlar yetiştirdik. Son iki yıldır Millî Eğitim Bakanlığı’nın MESEM programı kapsamında 60-70 mezun daha verdik. Yönetim kurulumuzun kararıyla Akademi’ye ayırdığımız kaynağı artırarak bu katkıyı sürdürmeye devam edeceğiz.

  • Gelecek projeksiyonunuzda neler var?

A. Tekşen: Dijitalleşme hızla ilerlese de baskılı işlerin kısa sürede ortadan kalkacağını hiç sanmıyorum; bunu yirmi yıldır konuşuyoruz ve binlerce matbaa hâlâ üretmeye devam ediyor. Avrupa’da 200-300 yıllık matbaalar var; bizim de kırk yıllık bir emeğimiz var ve bunu nesilden nesile daha ileri seviyeye taşımak istiyoruz. Ar-Ge birimimiz ve içimizdeki yenilik tutkusuyla, Mega Basım ve Graftek olarak Kondu Grup’u daha da ileriye taşıyacağız.

Kırk yılda ticari baskıda bir sanayi kültürü inşa eden Kondu Grup, bugün aynı özeni ve emeği ambalaj tarafına da taşıyor. Komori yatırımlarıyla büyüyen kapasitesi, Mega Akademi ile sevgiyle beslediği insan kaynağı ve Graftek’le genişleyen ürün gamıyla grup, önümüzdeki yıllarda Türkiye matbaacılığının ihracat vitrininde daha da öne çıkmaya aday görünüyor.