Resim Ofset son yatırımında yine Komori’yi tercih etti

6 renk + çift laklı, karton ambalaj için yükseltilmiş makine firmanın Beysan Sanayi Sitesi’deki tesislerinde faaliyete geçti.

6 renk + çift laklı, karton ambalaj için yükseltilmiş makine firmanın Beysan Sanayi Sitesi’deki tesislerinde faaliyete geçti.
  • Geçmişi 60’lı yıllara dayanan Resim Ofset, her türlü karton kutu dahil tüm baskı işlerini yapan bir firma iken, 1986’da Platin markası ile davetiye ve tebrik kartı da üretmeye başladı. 1995 yılından itibaren ise tamamen karton ambalaja döndü.
  • Sıfır ofset baskı makinası yatırımlarında tercihlerini Komori’den yana kullanan firmada bu dördüncü Komori baskı makinası yatırımı.

Eylül ayının son günlerinde Aras Makine Genel Müdürü Hamdi Kaymak’la birlikte Resim Ofset’in İstanbul Beysan Sanayi Sitesi’ndeki tesislerini ziyaret ettik ve firmanın ortaklarından 41 yıldır bilfiil matbaayı yöneten Özcan Kilimci ile son yatırım ekseninde, geçmişten bugüne firmayı ve sektörü konuştuk.

Resim Ofset geçmişi 60’lı yıllara dayanan bir basım işletmesi. Halen Özcan Kilimci ve amcaoğlu Sercan Kilimci tarafından yönetilen matbaanın kuruluşu 1964 yılında İstanbul Cağaloğlu’nda Özcan Kilimci’nin babası Münir Kilimci’nin bir arkadaşı ile bir matbaayı satın almaları ile başlıyor.

Münir Kilimci’nin matbaacılıkla tanışması da ilginç. 1874 yılında Mardin’de Süryanilerin Deyrülzafaran Manastırı’ndaki Patrik 4. Petrus İngiltere ziyareti sırasında iken kraliçe Victoria ile tanışır. Kraliçe Patriğe bir baskı makinası hediye eder. O tarihlerde Süryani Kilisesi Patrikliği de Türkiye’dedir. Özcan Kilimci’nin babası Münir Kilimci çocukluk yıllarında manastırda bu çalışan makineyi görür ve çok etkilenir. 1956 yılında bir arkadaşı ile tipo bir makine alarak Mardin’de matbaacılık ve gazetecilik yapmaya başlarlar. Münir Kilimci bir taraftan ulusal gazetelere il muhabiri olarak yazılar yazarken bir taraftan da Mardin’de gazete çıkarır. Ekonomik sorunlar nedeniyle 1964 yılında İstanbul’a gelip bir matbaa arayışına girerler. Mardin’deki matbaa da küçük kardeş Cebrail’e bırakılır.

Resim Ofset’in büyüme süreci

1964 yılında Cağaloğlu’nda Milas Han’daki Ressam Matbaası’nın satın alınmasından sonra matbaa hızla büyüyor. 1969 yılında Topkapı’da 2.100 metre kare alana sahip eski bir akü fabrika binası satın alınarak yeniden matbaaya uygun bir şekilde düzenleniyor. Mardin’de tek kalan kardeş Cebrail de İstanbul’a gelince Münir Bey onu ofset teknolojisini öğrensin diye Atilla Matbaası’na eğitime yolluyor. Sonra kendi işi olsun diye Cebrail Bey’e Gede Ofset adı ile kâğıt etiket işi yapan bir matbaa kuruluyor. 1977 yılında Münir bey ortağından ayrılınca kardeşi Cebrail’i de kendi şirketine ortak yapıp daha güçlü olarak devam ediyorlar. Şirket tipodan yavaş yavaş 1 ve 2 renkli ofset makinalarına geçiş yaparak hacmini büyütüyor. 1977’den 1985 yılına kadar iki kardeş işi beraber yürütüyor. Fakat ülkede siyasal sorunlar ve huzursuzluk rahat vermemektedir. 1980 yılında Münir Bey’in oğlu Özcan Kilimci Amerika’da İşletme eğitimi almaya yollanıyor. Hedef de Amerika da üniversite eğitimi tamamlandıktan sonra matbaacılık işini orada devam ettirmek ve oraya göç etmek.

Ancak Münir Kilimci’nin geçirdiği bir kalp krizi ve sonrasında matbaanın kapatılması düşüncesi işleri değiştirir. Amca Cebrail’in, “Özcan, Türkiye’ye gelip matbaada çalışacaksan devam edeceğiz, yoksa matbaayı kapatacağız” demesi, ailesine düşkün olan Özcan Kilimci’nin kararını değiştirir ve 1985 yılında yüksekokul eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’ye dönerek matbaada çalışmaya başlar.

Özcan Kilimci’nin matbaada devreye girmesi 1985 yılındadır ama küçük yaşından beri matbaaya aşinadır. Kilimci matbaanın gelişim sürecini söyle anlatıyor:

“Matbaanın kurulduğu yıllarda maşalı ve kazanlı makinalarımız vardı. Sonra bir Gestetner aldık ardından da 2 adet tek renkli ve 2 adet 2 renkli ofset devreye girdi. 2 renkli Heidelberg Speedmaster ofset baskı makinası ilk kez 1987’de bizim matbaaya kuruldu. O yıllarda matbaalar ya Heidelberg ya da Roland kullanıyorlardı. Takım tutar gibi bir ayrım vardı. Rahmetli Turan Araz Komori’nin temsilciliğini alınca seçenekler artmış oldu. Komori’nin Türkiye’ye giren ilk makinası 1992 yılındaki 2 renkli bir makine idi. Ardından ilk düz 4 renkli Komori Promat’a kuruldu. Biz ise ilk Komori ofset baskı makinamızı 1996 yılında karton ambalaj için 70 x 100 4 renk + lak olarak satın aldık. Bu Türkiye’deki Komori’nin karton ambalajda kullanılan ilk ofset baskı makinasıydı. Makine devreye girdikten sonra bizim satışlar ikiye katlandı. Dört yıl sonra 5 renk + lak yeni bir Komori daha satın aldık. Bu iki makine ile yıllarca, mutlu bir şekilde servis ihtiyacı olmadan çalıştık. Ardından bir de 2006’da büyük 6 renkli 100 x 140 makine devreye girdi. İlk 4 renkli Komori makinamızı artık 4 renkli işler kalmadığı için elden çıkarttık.

Amerika dönüşü

Amerika dönüşü Özcan Kilimci’nin yanında satın aldığı 500 adet tebrik kartı ve davetiye örnekleri de vardır. Bunlar tebrik kart işi için bir ilham olacaktır. Matbaada ne iş yapacağını sorunca babası Münir Kilimci’den “oğlum, yetki verilmez alınır” yanıtını alır ve matbaadaki tüm sorumluluğu üstlenir. Özcan Kilimci’nin bugün 41 yıla varan matbaacılık serüveni de böyle başlar. Bir yıl sonra artık Özcan Kilimci üretim ve operasyonun yönetim sorumluluğunu üstlenmiştir. Özcan Kilimci’nin Amerika dönüşünde yanında bir IBM bilgisayar da vardır ve maliyet çıkarmak ve hesaplamalar için bir program hazırlar. Matbaanın hesaplarını ve stoklarını da bir düzen ve standarda bağlar. Ardından Macintosh alarak grafik programları için ders alarak öğrenir ve grafik işlerini de üstlenir. Fakat yoğunluktan grafik işlerini bir grafiker alarak üstünden atar.

Platin Davetiyeleri dönemi

Özcan Kilimci’nin matbaada devreye girmesinin ardından Platin Tebrik Davetiyeleri markası ile davetiye üretimi başlar. Kısa zamanda Platin dönemin önde gelen davetiye markalarında biri haline gelir. Platin, İstanbul’da 3 Mağaza ve Türkiye’de 8 bayilikle davetiye üretimi ve satışında pazardadır. Dubai , Almanya ve Londra’da da bayilikler verilir. Serigrafi ile efekt lakın ilk uygulamaları bu dönemde Resim Ofset’te yapılmaktadır. Amerika’dan yaldız getirilip ebatlanarak matbaalara satış, plastik üzerine baskı ve varak yaldız, 3 boyutlu gofre baskılar 35-40 yıl önce Resim Ofset’te yapılmaktadır. Meraklı insanlar olan Cebrail ve Özcan Kilimci yurt dışı fuarlarda makinelerden çok malzemeler, yeni teknik ve teknolojilerin peşindedir artık. Resim Ofset o dönemde ambalaj ve davetiye dışında birçok firmanın tüm varak baskı işlerini fason olarak yapmaktadır. Davetiye işinde paranın çok geç dönmesi, matbaanın hem kâğıt hem karton çalışması verimsizlik sebebi olur, 1995 yılından itibaren matbaa bütünü ile karton ambalaj üretimine odaklanır, diğer işler bırakılır.

İkinci Komori devreye alınıyor

Büyüyen işlere bulundukları bina yetmeyince firma 2000 yılında Beylikdüzü’nde yeni bir binaya geçer ve önce o tarihte alınan 5 renkli Komori yeni binaya kurulur; ardından diğer makineler de oraya taşınır. Zamanla amca Cebrail ve baba Münir Kilimci kardeşler vefat ederler. İngiltere’de matbaa eğitimi alan Cebrail Bey’in oğlu Sercan da artık matbaadadır. Kira olan yeni yerde 11 yıl çalışıldıktan sonra Beysan Sanayi Sitesi’nde alınmış olan arsaya matbaa için yeni bir bina kendi ihtiyaçları doğrultusunda inşa edilir ve taşınılır.

Resim Ofset en büyük sıçramayı 2006 yılında yaptığı yatırımlarla gerçekleştirir. Büyük ölçüde öz varlıklarla yapılan bu yatırımla 100 x140 ebatta ofset baskı makinesi, 100 x 140 Bobst kesim, 2 bobin ebatlama ve mevcut binanın bulunduğu arsa alınır. O tarihler kârlılığın iyi olduğu dönemlerdir. Karton ambalajda da katma değerli işlere odaklanılır. 3-4 yıl sonra da Türkiye deki ilk 70 x 100 Bobst varak yaldız makinası alınır. Ağırlıklı gıda, ilaç ve kozmetik ambalajların üretildiği matbaada her bölüm bir ustabaşının yönetimi ve sorumluluğunda sürdürülür.

Günümüzde 110 kişilik bir kadro ile faaliyet gösteren Resim Ofset 80’ lerde zaman zaman üretiminin %40-45 ini kendi başına ihraç eden bir matbaa olmasına rağmen bugün ağırlığını iç piyasaya vermiş durumda. Özcan Kilimci bunu dövizin düşük değerde, işçilik maliyetinin yüksek olmasına ve Avrupa ülkelerinin sanayicilerine verdiği önemli desteklere bağlıyor. Ancak uzun vadede, iyi bir yönetimle ülke için karamsar değil. Türkiye’deki baskı makinesi ve tesis sayısının çok fazla olduğunu düşünen Kilimci bir süre sonra matbaa sayılarında da bir dengelenme olacağını öngörüyor. İhracat için de doğrudan ihracat yerine broker şirketler kanalı ile ihracatın yapılabileceğini, çünkü firmalara doğrudan ulaşmanın çok zor olduğunu ama öncelikle kur politikasının değişmesi gerektiğini ve devletin sanayicilere yatırımları için hibe, faiz desteği ve arsa tahsisi gibi desteklerde bulunması gerektiğini söylüyor.

Resim Ofset’te katma değerli kutu üzerine yoğunlaşıldığı için büyük ebat makinelerin eski önemi kalmamış. Büyük ebat işlerin çoğunun mikro olukluya geçmiş olmasının, tesislerin de buna göre biçimlenmesini gerektirdiğini düşünen Özcan Kilimci bu konuda şunları söylüyor. “Bizim büyük ebadı almamızın ana nedeni yaptığımız büyük çikolata kutularını ikili değil de altılı basabilmekti ancak o çikolata kutularının tamamı mikro kutu oldu. Mikro tesisin yoksa, her şeyini kendi tesisinde yapmıyorsan işi iyi fiyatla satamıyorsun. Zaten bugün amansız bir rekabet olmuş durumda. Ben büyük ebadı 1996 yılından beri takip ediyordum, makineyi 2006 yılında aldık ama o tarihte bile geç kalmıştık.”

Yeni Komori ofset baskı makinası

“5 renkli Komori makinemiz neredeyse firmamızdaki en verimli çalışan makine idi. 6 renkli makinalarımız başka markaydı , onlardan da mutlu idik fakat esasında planımız 7+ 2 laklı makina almaktı. Zaten UV’li makinamız vardı. Tüm makine temsilcilerinden teklifler aldık. Bu arada yatırım yapan meslektaşlarla da konuşup yaşadıkları sorunlar var mı diye de araştırıyordum. Genelde tüm makinalar iyi ama Komori kullanıcılarından hiç olumsuz geri dönüş almadım. Ayrıca en iyi referans kendimizdik ve zaten yıllardır da Komori kullandığımız ve neredeyse sıfır sorunla çalıştığımız için kararımızı yeniden Komori’den yana kullanmaya karar verdik” diyor yeni yatırıma ilişkin Özcan Kilimci.

Resim Ofset’in yeni Komori ofset baskı makinası 6 renk+ dispersiyon laklı, yükseltilmiş bir makine.  Makinenin özelliklerini Aras Makine Genel Müdürü Hamdi Kaymak şöyle özetliyor. “Makinede günün teknolojisinin geldiği nokta itibarıyla her şey var. Kamera kontrol sistemi, kalite kontrolü olan tam otomasyonlu bir makine. Şu an ‘en az fire, en az sarf malzemeyle maksimum verimliliği nasıl yakalarız’ sorusunun cevabına yardımcı olması anlamındaki tüm teknolojik yenilikler bu makinede var. Kâğıdın beyazını da okuyabilen, kros kontrolünü de yapabilen özel masa spektrometresi var. Geliştirilmiş özel kamera sistemi var. Hem metin kontrolünü hem renk kontrolünü yapıyoruz. Her tabaka 4K kameralar ile kontrol ediliyor. Makinenin hızı 17.200 tabaka/saat. Komori ofset makinalarında her baskı işi KP-Connect uygulaması ile geçmişe dönük olarak da kontrol ediliyor ve kaydediliyor. Makina ne zaman durmuş ne kadar fire ile baskı yapılmış gibi bütün veriler tekrar çağrılabiliyor ve bu veriler bulut üzerinden görülebiliyor.”

“Bu bize maliyet çıkarırken de çok yardımcı oluyor” diyen Özcan Kilimci ekliyor ”Aynı ya da benzeri işler için geçmiş baskı verileri işimize yarıyor. Sonradan bunu kontrol edip sağlamasını da yapabiliyoruz”